Şifa

1

İçinde yaşadığımız bedenimiz, bu harika canlı, tümüyle bütün kusurlu tarafları ile birlikte kusursuz deneyimimizin bir ifadesi, büyük gizemin bir parçası. Güneşin ve ayın, gökyüzünün ve yeryüzünün, ateşin ve suyun, bir çiçeğin açışının, nefes alışımızın, zihnimizin ve bedenimizin, içimizdeki korkunun, hasretin, heyecanın ya da neşenin gizemi. Bu yaşayan varlığın içinde ne olduğunu kendimize sorduğumuzda, bu soru bizi kendi deneyimimize daha yakından bakmaya doğru davet ediyor. Bence şifanın başladığı yer burası. Şifalanma bütünü hatırlama, onu keşfetme ve bütüne kavuşma ile geliyor. Ve aslında aradığımız bu bütünlük tam olarak burada içimizde ve dışımızda. Bütün aslında gerçekte ne olduğumuz ve nerede olduğumuz ve bu bütünlük her düşünceyi, her hissi içine dahil ediyor. Öyle ki hiçbir şeyi, bu iyi, bu kötü diye ayırmadan.

Birçoğumuz yaşamlarımızda şifa arayışı içindeyiz. İlişkilerimiz, fiziksel ve ruhsal sağlığımız, yaşamlarımızdaki denge ihtiyacı bizleri kendimiz ve yaşam ile ilgili sorular sormaya yöneltiyor. Bu yaşamın gerçekten ne ile ilgili olduğu konusundaki arayışımız bu alandaki farkındalığımızı her geçen gün arttırıyor. Birbirimiz ile daha yakından temas edebildiğimiz, bedenlerimizle, yaşadığımız çevreyle, gezegenimizle olan ilişkilerimizi güçlendirdiğimiz ve onurlandırdığımız çemberler gün geçtikçe artıyor. Kendimizi ve ilişkilerimizi daha iyi anlamamızda, bedenlerimizi tanımamızda, ruhsal alanlarımıza dönmemizde yol gösteren ve yardımcı olan bu tür çalışmalar bizleri bir araya getiriyor, kalpten kalbe buluşturuyor, daha açık, daha hassas ve kırılgan olmayı deneyimleyebildiğimiz alanlar açılıyor. Bu alanlarda deneyimlenen paylaşımlar sayesinde korku, şüphe, kaygı temelli yaşayış biçimlerimiz sevgiye ve güvene doğru yöneliyor. Bize neyin iyi gelip neyin iyi gelmediği konusunda bedenimiz, duygularımız, kötü alışkanlıklarımız ile temasa geçip onlarla ilgilenebiliyoruz. Büyümeye ve anlamaya yönelik bir farkındalık için içimize dönerek, nefesimize yönelerek, dua ederek, meditasyon yaparak, fiziksel egzersizler yaparak, kitaplar okuyarak yollar kat ediyoruz. Çünkü biliyoruz ki yaşamda içimizdeki o dinmek bilmeyen arayışların, hüsranların, yorgunluğun, uyuşukluğun ötesinde bundan daha fazlası var. Aktif olarak bunun için birşeyler yapmamız gerektiğini hissedebiliyoruz ve ne mutlu ki artık bunu araştırabileceğimiz bir çok alan var. Çok fazla yol bizi özümüz ile daha derinden bir bağlantı kurabilmemiz için kendi doğamıza dönmemiz konusunda yardım ediyor.

Kendimizle olan bağımızdan kopuk bir şekilde yaşadığımızda; kalbimizden, hislerimizden, bedenimizden, içimizdeki o derin akıştan, kemiklerimizdeki o çok eski hafızadan, atalarımızın söylediği şarkılardan, kadim geleneklerden, içsel bilgeliğimizden, bütünün bir parçası olmanın gerçekte nasıl bir şey olduğundan ve bunun ne anlama geldiğinden, varlığımızı kutlamanın, paylaşımın, şükranın, sevginin hayatlarımıza sunduğu hediyelerden habersizce yaşadığımızda kaynaklarımıza kendimizi kapatmış oluyoruz. Oysaki bu kaynaklara kendimizi açtığımızda, kalbimizin iç acısını, özlemini onu değiştirmeye, düzeltmeye çalışmadan hissettiğimizde, anın basitliğini ve kutsallığını deneyimlediğimizde, güzel nefesimizi, parlayan güneş ışığını algıladığımızda, herşey bütünlük ve ahenk içinde bizimle konuşuyor.

Evet yaşamlarımızda birçok şeyin şifalanmaya ihtiyacı var. Kendimizden kopmamızın, hissetmeyen, uyuşmuş taraflarımızın, bedenlerimizin, ruhumuzun, ilişkilerimizin şifalanması ve tüm bu şifa ile birlikte zihnimizdeki sakinliğin, hisseden bedenlerimizin, derin nefeslerimizin, sesimizin, şarkılarımızın, dansımızın, ellerimizin yeniden toprağa değişinin uyanışı ve özümüzden gelen amacımızın yeryüzünde ortaya çıkışı için şifalanmaya ihtiyacımız var. Fakat şifalanmayı beklediğimiz sürece şifalanamayacağımızı artık anlamamız gerekiyor. Bütüne kavuşabileceğimiz tek yer içinde bulunduğumuz şu an, geçmişte ya da gelecekte değil. Şimdide, bu anın içinde hepsine yer var. Şifaya uzanmak, onu bir hataya ya da bir probleme, düzeltilmesi gereken bir şeye dönüştürmeden bu anın sonsuz genişliğinde kucaklayabileceğimiz, izin verebileceğimiz bir alan açabilmek ile mümkün olabilir. Çünkü birşeyleri eksik ve yetersiz bulmayı sürdürdükçe onu yargılamayı, dolayısıyla ondan kaçmayı ve onu ötelemeyi sürdürürüz. Bu yüzden belki de kendimizi şifalanmayı bekleyen tarafımızın pes etmesine davet etmeliyiz, bu herşeyi içinde barındıran yüce alanın içine kendimizi bırakmaya ve teslim olmaya doğru. Birşeyleri değiştirmek, düzeltmek, ondan kurtulmak ya da oraya varmaya çalışmak yerine tümüyle anda olmaya, mevcut olmaya, sahip olduklarımızı kucaklamaya doğru geçişe ve var olan herşeyi olduğu haliyle kabule davet etmeliyiz. Birinin gelip bizi iyileştirmesini, bir anda bir şeylerin değişip arzularımıza kavuşacağımız günün gelmesini beklemeden, bu kucaklama ve kabulün içindeki direnişlerimize de izin vererek, izin vermeyen taraflarımıza, kabul etmeyen taraflarımıza da izin vererek. Kucaklanmayı, dokunulmayı bekleyen şeyleri bu ana, şimdiye dahil ederek. Ruhumuzun görülmek isteyen parçalarına, kalbin kırıklarına eğilim göstererek, iç acımızın, özlemlerimizin, üzüntümüzün, hayal kırıklıklarımızın, şüphelerimizin, yalnızlığımızın, yaslarımızın bütün bunların hatırlanmaya ve yer açılmasına ihtiyacı var. Bu hisler, düşünceler, duyumlar şifalanmak değil tutulmak istiyorlar. Onların olmalarına izin vererek, oynadıkları rolün bugünkü anlayışımıza olan katkılarını onurlandırarak, kendimize yeni şeyleri deneyimlemek için izin vererek, kendi kendimizin yanında olarak şifaya uzanabilir ve bütün bunların yaşamlarımıza getireceği hediyeleri deneyimleyebiliriz. Şifa bir günde vardığımız bir yer değil, o aslında hep burada.

Birçok güzel varlık yaşamlarını bu güzel yaratımın kalbine adadılar. Bu farkındalığı ve dönüşümü yaymaya, gezegenimizi güzelleştirmeye, birbirimize yardım etmeye, kucak açmaya alan açan, tutkularını takip eden, kendini gelişmeye ve büyümeye adamış, bizleri bu yolda bir araya getiren, kendine kim olduğunu sorma cesaretini gösteren, bulutlara, ağaçlara, denize bakıp bu sihri gören ve onu anlamaya çalışan harika insanların cesaretle ve inançla yaptıklarını takdir ediyorum. Hepimiz bu yolculukta beraberiz.Yeryüzündeki tüm varlıkların özüne uyanışı, bizi kendimize, ruhumuza, evimize dönmeye davet eden çağrılara yönelmemiz için dua ediyorum. Tüm varoluş ile daha derinden bir hizalanma için, yaşamımızın her saniyesinin var oluştan gelen sevgiye ve ilhama doğru akması için dua ediyorum, sadeliği hatırlamamız için, bizi çevreleyen mucizeleri görüp şükran duymamız için, yaşadığımız anı hissedebilmemiz için, iyilik için, dönüşümün gücü için dua ediyorum. Böylelikle burada olana, ötede olana, gerçekliğe adım atabilir, güçlendiren, bir araya getiren, birbirimize kavuştuğumuz, birbirimize ilham olduğumuz ve birbirimize inandığımız bu yolda yürüyebilir, birlikte daha öteye adım atma cesaretini toplayabiliriz. Kalbimizin derinliklerinden gelen bu dualardan öğrenmemiz için, kendi derin anlayışımıza, bilgeliğimize uyanmamız için dua ediyorum.Özgür olduğumuzu ve sevildiğimizi hatırlayabilmemiz için dua ediyorum.

Reklamlar